PKK,
KOMÜNİST DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN GEREĞİNİ, YANİ TERÖRÜ VE ŞİDDETİ UYGULAMAKTADIR







20. yüzyılda milyonlarca insanın vahşice katledilmesine yol açan komünist, Stalinist, Leninist ve Darwinist zihniyet ile şu an ülkemizin güneydoğusunda hayata geçirilmek istenen bölücü ideoloji birebir uyuşmaktadır. Şu anda bazı şahıslar, ülkemizin güneydoğusu üzerinde oynanmakta olan oyunların farkında olmayarak, bir kısmı ise farkında değilmiş gibi davranarak oradaki durumu bölgesel bir sorunmuş gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu kişiler Mehmetçiğimize yönelik kurulan hain tuzakları şaşırtıcı bir saflıkla değerlendirmekte, dağdaki teröristleri vicdanlı davranmaya davet ederek veya onlara barış çağrıları yaparak ya dai onları kınayarak bir sonuç elde edebileceklerini zannetmektedirler. Oysa orada hakim olan zihniyet materyalist, komünist ve Darwinist zihniyettir. Bir başka deyişle Pol Pot'un 3.5 milyon kişiyi katlederken sahip olduğu zihniyettir.

Yine ülkemizdeki bu bölücü terör olaylarını bölgesel bir milliyetçilik sorunu gibi göstermeye çalışan kişiler, Pol Pot rejimi ile ülkemizdeki terörün farklı temeller üzerine kurulduğunu iddia ederek, insanların komünist tehlikeyle karşı karşıya oldukları gerçeğini anlamalarını engellemektedir. Bu, açıkça bir aldatmacadır. Komünist zihniyet dünyanın neresinde ve ne zaman yaşanırsa yaşansın aynıdır. Aynı sapkın ideolojiden –yani Darwinizm'den– temel alır ve aynı amaca hizmet eder. Dolayısıyla 20. yüzyılda Rusya'da, Çin'de, Kamboçya'da yaşanan dehşetli vahşet, bölücü terör örgütü PKK için de hedefine ulaşmada izlenecek tek yoldur.

Darwinist-komünist zihniyetle yetiştirilmiş bir kişi, cinayet işlediğinde doğanın gerektirdiği elemeyi yerine getirmiş olduğuna inandığı gibi, kendisi öldüğünde de aynı doğal eleme sürecine hizmet ettiğini düşünür. Bu sebeple Darwinist zihniyete sahip PKK'lı bir terörist için öldürmek veya ölmek, doğa kanunlarının doğal bir sonucudur ve Darwinist ideolojinin bir gereği olarak mutlaka gerçekleşmelidir. İnsanı hayvanla eşdeğer gören bu sapkın zihniyette, güçsüzlerin elenmesi bir zorunluluktur ve "avantaj elde edene", yani "ayakta kalana" fayda sağlar. Darwin'in İnsanın Türeyişi kitabında üzerinde durduğu ve hiçbir bilimsel temeli olmayan, insanlık dışı "kayırılmış ırkların korunması ve üstün ırkların ayakta kalması" fikri ancak bu yolla gerçekleşebilir. Dolayısıyla bu sapkın bakış açısındaki bir teröriste "biraz vicdanlı davran, insanları öldürme!" demek de, onu ölümle tehdit etmek de bir sonuç vermeyecektir ve hali hazırda da vermemektedir.

İşte bütün bu sebeplerden ötürü Mehmetçiklerimizi Güneydoğu'da şehit eden PKK teröristlerine "hiç acımanız yok mu", "vicdanınız sızlamıyor mu" serzenişleri hiçbir sonuca ulaşmayacak, beyhude sözlerdir. Öldürmeyi bir ideoloji ve hayat şekli olarak benimsemiş bir topluluğa, "yanlış yoldasınız", "ayıp yapıyorsunuz", "barbarca hareket ediyorsunuz", "bu insanlığa yakışıyor mu?" demek, "karşı ilmi mücadeleyi yapmak yerine bu sözlerle kendimizi avutuyoruz" demekten başka anlama gelmemektedir. Bu son derece aciz, asla sonuç vermeyecek zavallı bir yöntemdir. Son 30 yıldır gazetelerin manşetlerini bu serzeniş başlıkları oluşturmaktadır. 30 yıl önce gazetelerde yer alan "hiç acımanız yok mu" çağrıları nasıl sonuç vermediyse, bugün de sonuç vermemektedir ve vermesi de mümkün değildir. Ancak buna rağmen, bir acizlik ve çözümsüzlük örneği olan bu başlıklar, gazete manşetlerinde hala aynı yerlerini korumaktadırlar. Maksat, PKK zulmünü tamamıyla ortadan kaldırmak değil, "bu zulme sessiz kalmadık" izlenimi vermektir.

Aynı şekilde komünist ideoloji ile eğitilmiş PKK'lı bir teröriste "ne kadar acımasızsın, ne kadar gaddarsın" demek de aynı saflığın göstergesidir. Bir komünist zaten bunu duymak ister. Komünizmin gereği olarak etkili bir eylem yapmak onun için önemli bir hedeftir. Gaddarlık, zalimlik, düşmanını korkutmak, düşmanında dehşet uyandırmak, panik yaratmak onun için bir övgüdür. Hedefine ulaştığını ancak bu sözlerden anlamaktadır.

Nitekim Lenin, yaptığı zulümden dolayı kendisini ayıplayanlara şu cevabı vermiştir:

"Bazı kimseler BİZİ ZALİMLİĞİMİZ SEBEBİYLE AYIPLADIKLARI ZAMAN, bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz."

(Pravda Gazetesi, 29 Ekim 1918)

PKK, işte Lenin'in bu sözlerde bahsettiği Marksist prensipler üzerine hareket etmektedir. Dolayısıyla işlediği zulüm ve terörden dolayı komünist PKK'yı ayıplamak, bu teröristlere şaşırtıcı gelecektir. Zulüm, terör ve vahşet uygulamayan zaten Marksist olmamakla, bilime karşı olmakla, Darwinizm'in temel iddiası olan "güçlülerin zayıfı ezmesi, zıtların mücadelesi" ilkelerini reddetmekle suçlanmaktadır. Dağa çıkan teröristlere "ezilen sınıf olarak, çıkarcı sınıfa karşı çatışmanın olması gerektiği ve mutlaka galip gelmeleri gerektiği, tarihin (hayali) doğal akışına yani sözde diyalektiğe ayak uydurmalarının şart olduğu" telkini verilmektedir. Bu şekilde teröristlerin beyinleri yıkanarak vahşete ve zulme yönlendirilmeleri mümkün hale gelmektedir. Oysa ne Darwinizm bilimseldir, ne zıtların mücadelesi ve güçlülerin zayıfı ezmesi hayatın gerçeğidir, ne de doğa diyalektik olarak işler. Bu iddialar, materyalist ve Darwinistlerin yıllarca insanlara dayattığı yalanlardır. Fakat Darwinist ideoloji ile zihinleri örümcekleşmiş beyinler başka türlü düşünemezler. Komünist zihniyetin en büyük tehlikesi işte budur.

Bir kısım kişiler ise, eğer demokratik ortam sağlanırsa, PKK'lı teröristlere aile, sıcak çorba, sıcak ev vaatlerinde bulunulursa; "anneniz sizi özledi" propagandası yapılırsa, bunun teröristler üzerinde etkili olacağını ve teröristlerin pişman olup dağdan ineceklerini düşünmekte ve bunu sık sık dile getirmektedirler. Oysa Darwinist ideoloji ve onun getirdiği komünist fikir, demokrasi kabul etmez. İnsan haklarından anlamaz. Acıma, şefkat, sevgi, merhamet bilmez. Aileyi kabul etmez. Kardeşlik, barış, dostluk istemez. Darwinist ve komünist ideolojilerin tek istediği vahşet, şiddet, terör ve dehşettir. Teröristler, küçük yaşlardan itibaren okullarda, akademilerde, radyo ve televizyonlarda kendilerine anlatılan Marksist, Leninist, Darwinist ve materyalist eğitimin gereğini yapmaktadırlar. Bu eğitimden dolayı kendilerini haklı ve doğru yolda görmektedirler. İşte bu sebeple ülkemizin güneydoğusunda şefkate, kardeşliğe, aileye ve vicdanları harekete geçirmeye yönelik olarak yapılan hiçbir propaganda şimdiye kadar kesinlikle sonuç vermemiştir. Bölücü terör örgütü PKK içinde Darwinist zihniyet var olmaya devam ettikçe bu beyhude propagandanın bir sonuç vermesi mümkün görünmemektedir.